Kahramanmaraş mutfağında şok dönüşüm: Tas kebabının adı değişti
Kahramanmaraş mutfağında tas kebabı “Otağ-ı Hümayun” adıyla yeniden anlatıldı. Gastronomi hafızası ve tarihi hikâyelerle kültürel miras canlanıyor.
Türkiye’nin gastronomi zenginlikleri arasında özel bir yere sahip olan Kahramanmaraş mutfağı, bu kez yalnızca tarifleriyle değil, taşıdığı tarihsel anlatılarla gündeme geldi. Gastromaraş Mürüvvetin Mutfağı Akademisi’nde düzenlenen özel programda, kentin simge lezzetlerinden tas kebabı, “Otağ-ı Hümayun” adıyla yeniden yorumlandı. Etkinlik, mutfak kültürünü yalnızca yemek yapma pratiği olmaktan çıkararak tarih, edebiyat ve kolektif hafıza ile birleştirmesiyle dikkat çekti.
Gastronomi akademisinde kültür, tarih ve mutfak aynı sofrada
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi akademisyenlerinin de katıldığı programda, gastronomi yalnızca teknik bir alan olarak değil, kültürel bir aktarım aracı olarak ele alındı. Etkinlikte konuşulan ana tema, yemeklerin yalnızca “ne olduğu” değil; “hangi hikâyeyi taşıdığı” oldu. Katılımcılar, Kahramanmaraş mutfağının kuşaktan kuşağa aktarılan güçlü bir hafıza olduğuna dikkat çekti.
Tas kebabından “Otağ-ı Hümayun”a uzanan hikâye
Programın merkezinde yer alan tas kebabı, bu kez tarihsel bir anlatıyla yeniden yorumlandı. Dulkadiroğlu Beyliği dönemine uzandırılan hikâyede yemek, yalnızca bir sofra ürünü değil; kültürel bir sembol olarak ele alındı. Yeni anlatıda tas kebabı, “Otağ-ı Hümayun” adıyla; otağ kültürü, Türkmen geleneği ve beylik döneminin estetik anlayışıyla bütünleştirildi. Yemeğin pişirme tekniği de bu anlatıya eşlik etti. Ters çevrilen tasın içinde yoğunlaşan et ve baharat aroması, hem görsel hem de sembolik bir “otağ” formuna dönüştürüldü.
Maraşlı Tahir ve Hüma Hatun efsanesi
Etkinlikte aktarılan anlatıya göre hikâye, bir yemek yarışması etrafında şekilleniyor. Genç aşçı Tahir, rüyasında gördüğü Hüma Hatun’a duyduğu sevgiyle, yalnızca lezzet değil aynı zamanda anlam taşıyan bir yemek hazırlamaya karar veriyor. Farklı tarifleri harmanlayan Tahir, sonunda otağ formundan ilham alan özgün bir yemek ortaya çıkarıyor. Tasın içinde pişen et ve üzerine eşlik eden pilav, hem teknik hem de sembolik açıdan dönemin mutfak anlayışını temsil ediyor. Bu anlatı, tas kebabını yalnızca bir yemek olmaktan çıkarıp aşk, emek ve ustalığın birleştiği bir kültürel hikâyeye dönüştürüyor.
Gastronomi elçileri hedefiyle hafıza kayıt altına alınıyor
Akademinin kurucu isimlerinden Mürüvvet Alparslan Nazlı, çalışmanın temel amacının gençleri “gastronomi elçileri” olarak yetiştirmek olduğunu vurguladı. Nazlı, öğrencilerin yalnızca yemek pişirmeyi değil, aynı zamanda yemeğin tarihini, coğrafyasını ve kültürel bağlamını da öğrendiğini belirtti. Böylece unutulmaya yüz tutmuş tarifler sistemli biçimde kayıt altına alınıyor. Ayrıca düzenlenen gastronomi gezileriyle kırsal bölgelerdeki yerel tarifler de arşiv çalışmasına dahil ediliyor.
Akademisyenler ve sivil toplumdan güçlü destek
Programda konuşan Gastronomi Derneği temsilcileri, Kahramanmaraş mutfağının ulusal ve uluslararası tanıtımında bu tür hikâyeleştirilmiş çalışmaların büyük rol oynadığını ifade etti. Katılımcıların arasında yer alan akademisyenler ve gazeteciler de sürece aktif olarak dahil oldu. Yemeğin hazırlanış sürecine katılan gazeteciler, mutfakta üretimin bir parçası olarak deneyime ortak oldu.
Sofrada yalnızca yemek değil, ortak hafıza buluştu
Etkinlik sonunda aynı sofrada bir araya gelen katılımcılar, Otağ-ı Hümayun’u tadarken Kahramanmaraş mutfağının geçmişi ve geleceği üzerine sohbet etti. Program, Mehmet Akif Özdoğan tarafından yapılan dua ile sona erdi. Böylece etkinlik, gastronomi hafızasının yalnızca damakta değil, kültürel bellekte de yer ettiğini ortaya koydu. Kahramanmaraş’ta yürütülen bu çalışma, mutfağın yalnızca lezzet üretmediğini; aynı zamanda tarih, kimlik ve hafıza ürettiğini bir kez daha gösterdi. “Otağ-ı Hümayun” adıyla yeniden yorumlanan tas kebabı, kentin gastronomi mirasında yeni bir sayfa açtı.
Tepkiniz ne oldu?


